Haberler
SKALADIES ANTALYA GÖREVDE – İLK PROJE PATARA ARKEOLOJİK KAZI EVİ
Değerli SKAL Antalya Üyeleri
Ulu İnşaat Sunum
Skal Antalya Eylül Ayı Toplantısı Yapıldı
Skal Antalya Mayıs Ayı Toplantısı
Skal Antalya Şubat Ayı Toplantımız,
USDF İZMİR TOPLANTISI
  tüm haberler
Kampanyalar
Anadolu Hastanelerinde %25 indirim
Eleven Interior'da indirim
Crowne Plaza Antalya Otel'inde %20 indirim
The Marmara Antalya Otel'de %20 indirim
Limak Hotels'de %20 indirim
  tüm kampanyalar
Hamit KUK
SAHİ, ŞU TURİZMCİLER OLMASA TURİZM DAHA MI GÜZEL İDARE EDİLİRDİ? - 26.6.2019 / 17:44:27

Yaşadığı devrin önde gelen alimlerinden, yenilikçi yaklaşımlarıyla yirminci yüzyılın başlarında eğitimde modernleşmenin öncüsü olmuş Maarif Nazırı Emrullah Efendi bir dost meclisinde şaka maksadıyla söylediği ‘Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim’ cümlesi geldi aklıma ve bugünkü yazıma merhum Maarif Nazırı Emrullah Efendiyi rahmetle yad ederek başlamak istedim.

Yıllarca, sadece eğitim alanında değil birçok meslek sektöründe yönetenlerle yönetilenler arasında görüş ayrılıkları su yüzüne çıkmaya başladığında hemen herkes tarafından yarı şaka yarı ciddi bu cümlenin geyiği yapılır durur. Bu cümle bazen yapılan yanlışları anlatmak için söylenir bazen de alınan kararların sorgulanması için kullanılır. Yani her şeyin sırrı ilgili konu üzerinde konuşulanlarda gizlidir.

Bugünkü yazımızda “Şu turizmciler olmasa turizm daha mı güzel idare edilir” sorusuna cevap aradık. Turizm sektöründe eski olan meslektaşlarım bilir. Sektörün yıllardan beri turizmden gelen biri tarafından yönetilmesi hayali vardı hep. Yaklaşık bir yıl önce bu hayal gerçek oldu. Geçen yıl temmuz ayında turizm sektöründen gelen biri olarak sayın Kültür ve Turizm Bakanımız bu göreve atandığında tüm sektör paydaşları yıllardır beklediği o hayalin nihayet gerçekleştiğini görmüştü.

Acentecisi, otelcisi, tedarikçisi, yan hizmet vereni, bürokratı, kısacası hemen herkes çok mutlu olmuştu. Çünkü sektörden gelen bir bakan demek sektör için büyük bir şanstı. Öyle ya, otuz yıldan beri konuşulan sorunlar birer birer çözülecek sektör prangalarından kurtarılacak ve şaha kalkacaktı.

Peki aradan geçen sürede ne oldu, ya da ne umduk ne bulduk? Bir insan mesleğini icra ederken sektörün sorunları ve çözümleri hakkındaki görüşleri ile o mesleğin bağlı bulunduğu kurumu yönetirken ki görüşler aynı olmayabiliyor. Buna kimse itiraz edemez. Çünkü dışardan bakmakla içeriden bakmak farklı olabilir ve hatta bu bakış açısı farklılığından dolayı fikirler değişebilir. Ancak bu olağan durum izaha muhtaçtır ki bunun için sektörle her zamankinden daha fazla istişare gerektirir.

Bugün gelinen noktada otelcilerimizin ve acentecilerimizin büyük çoğunluğunun Sayın Kültür ve Turizm Bakanımızın bazı konulardaki sektöre bakışı, bazı uygulamalarındaki farklı tutumu ve yönetim şekli ile ilgili zaman zaman rahatsızlık duydukları aşikâr. Bu rahatsızlıkların nedenlerini sıralamak bir yana bu rahatsızlıkların giderilmesinin tamamen Sayın Bakanın elinde olduğunu düşünüyorum.

Turizm sektörü kırk yıla dayanan geçmişi ile çok büyük deneyimler kazanmıştır. Bu kırk yılın belki on yıllık serüveninde oluşturulan devlet politikalarıyla büyümesini sürdürmüştür. Ancak kalan otuz yılında birazda zorunluluktan kendi oluşturdukları politikalarla Türkiye’nin en güçlü sektörlerinden biri haline gelmiştir. Bu süreçte neredeyse her iki yılda bir krizlerle boğuşmuş ve her seferinde kendi imkanlarıyla bu krizlerden alnının akıyla çıkmıştır. Bu sıkıntılı süreçte sektör paydaşlarıyla birlikte kendi içinde sorunu çözmüş ve çoğu zamanda devletten medet bile ummamıştır.

Dolayısıyla böylesine büyük deneyimlere sahip bir sektörün devlet tarafından dikkate alınmalı ve sektöre ait sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri daha fazla dinlenmelidir. Hal böyleyken sektöre yön veren Kültür ve Turizm Bakanlığı mensupları da aynı yolu takip etmelidir. Sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerini dikkate alarak hareket etmeli ve alacağı kararlarda birkaç sektör mensubunun işine geldiği gibi değil sektörün çoğunluğunun menfaatlerini gözetmelidir. Özellikle otelcilerin ciddi itirazda bulunduğu turizm tanıtma fonuyla ilgili detaylar tekrar sektör temsilcileri ile istişare edilerek ele alınmalıdır.

Seyahat acentelerinin dört gözle beklediği yeni seyahat acenteleri yasa taslağı TÜRSAB’ın görüş ve önerileri doğrultusunda bir an önce meclise gönderilip yasalaştırılmalıdır. Yukarıda saydığım iki konuda olduğu gibi daha birçok sektör konularında adım atmak varken adeta kül yutmaz bir anlayışa kapılarak “Ben sektörün her kademesinde çalışarak bu günlere geldim, her şeyi en az sizin kadar iyi bilirim, zaten siz hep kendinizi düşünüyorsunuz, oysa ben devleti de düşünmek zorundayım” yaklaşımıyla sektör temsilcilerini töhmet altına sokmak turizm adına oluşturulacak politikaların sektör tarafından sahiplenilmesini geciktirecektir.

Görevler ve koltuklar gelip geçicidir. Sektörü yönetenler nihayetinde dönüp dolaşıp o sektörün bir paydaşı olarak tekrar eski yerini alacaktır. Sektörle inatlaşmak yerine bütün diyalog kapılarını açık tutarak ve hatta alınması gereken kararlarla ilgili sektörü ikna ederek veya sektör temsilcilerinin kendisini ikna etmesine müsaade ederek bakanlık tarihindeki en başarılı bakan olmak varken başka yollara sapmak yersiz olacaktır.

“Şu turizmciler olmasaydı turizm ne güzel idare edilir” anlayışı ile sektöre rağmen sektörün benimsemediği kararlara imza atmak yerine herkesle ortak müşterekte buluşmak ve görevini bitirip sıradakilere devrettiğinde bile her daim büyük saygıyla ve minnetle anılmak en güzel tercih olacaktır.

Bir işi icra ederken bulunduğunuz hal ve ahvali görmek her daim mümkün değildir. Sayın bakana her gün birçok yerden “Tamam efendim, haklısınız efendim, en iyisini siz bilirsiniz efendim” diyen ve bundan sonrada diyecek birçok dili sulanmış insan varken sektörden gelenler olarak bizim işimiz dışarıdan bir çift gözle gördüklerimizi duyduklarımızı lisanı üslupla ona anlatmaktır. Zaten bu yazıda bu amaçla kaleme alınmıştır. Sonuç olarak; Sayın Bakanımızın göreve gelmesiyle sektörde yaşanan sevinçlerin kursakta kalmaması gerekiyor. Onun bakanlıktaki varlığı turizm sektörü için şans mı yoksa şanssızlık mı olduğu tartışmaya açık bir durum olmamalıdır.

Bu görevin hakikaten turizm sektörü için büyük şans olduğunun herkesçe görülmesi gerekiyor. O nedenle hem Sayın Bakanımıza ve hem de turizm sektörü mensuplarına çok önemli görevler düşmektedir. Hiçbir alınganlık göstermeden inandığımız doğruları bıkmadan usanmadan birbirimize anlatmalıyız.

Çünkü Türk turizm sektörü olarak böyle bir fırsatı kaçıramayız.

Hamit KUK



[<< Geri Dön]
Yazarlarımız
Bora AKTÜRK
THOMAS COOK İFLAS SÜRECİNDE İFLAS MASASINA KAYIT İŞLEMLERİ
........................
Özel Oytun Türköğlu
TripAdvisor ve Çevrimiçi İtibar Yönetimi
........................
Hamit KUK
SAHİ BATI BİZİ KISKANIYOR MU?
........................
Mehmet BAHAR
MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ HAKKINDA 7 İLGİNÇ GERÇEK
........................
Mehmet MÜLAYİM
Turizmde farklılık fark yaratır
........................
K. Dinçer SARIKAYA
2017 YILI İSTATİSTİKSEL OLARAK 2016’DAN İYİ
........................
Umman ÇETİNBAŞ
KALİFİYE PERSONEL EĞİTİMİ Hakkında bir Röportaj...
........................
Salih ÇENE
Dolar-Avro Tartışmaları Bize Fayda Sağlar Mı?
........................
Asuman TARIMAN
Sevgili Skal Dostlarım,
........................
Emir HEPOĞLU
Mecburen
........................
sponsorlarımız
başkanın mesajı
Önceki Yıllara göre belirgin bir şekilde fark yaratan bu güzel Sezonumuzu, başlangıçda olduğu gibi, başarılı bir şekilde bitirmeyi temenni ederken m ...
devam
antalya hakkında

Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Turizm, il ve kent merkezi ekonomisini belirler. Antalya aynı zamanda, Türkiye'nin büyük ölçekli göç ...

devam
Skal International Antalya © 2010 Tasarım ve Programlama İDA Consulting